8 Mart Dünya Kadınlar Günü

1857 yılında New York’taki kadınların eşitsizliğe, dışlanmaya, aşağılanmaya karşı baş kaldırması ile başladı kadın hareketleri. Erkeklerden daha düşük ücret alıp daha fazla çalışmalarına ve insanlık dışı çalışma koşullarına maruz bırakılmalarına bir tepki olarak 40.000 işçinin ayaklanması ile başladı kadın hareketleri.

Yıl 1857 yani 19. Yüzyıl idi..

Yıl 2013 yani 21. Yüzyıl.. Üzerinden 156 yıl geçti, bir buçuk asır..

Peki ne değişti?

Kadın hala eşitsizliğe maruz.

Kadın hala dışlanıyor.

Kadın hala aşağılanıyor.

Ve yetmiyor,

Kadın tacize uğruyor,

Kadın tecavüze uğruyor.

Türkiye’de her gün ortalama 4 kadın adına “namus, töre” denilerek vahşice katlediliyor. Dünya’da her 3 kadından biri şiddete maruz kalıyor.

Süper güç Amerika Birleşik Devletleri’nde her 90 saniyede bir kadın tacize veya tecavüze uğruyor. Ve bu cinsel saldırılar gelişmiş ülkelerde oldukça yaygın iken tüm dünyaya da yayılmaya devam ediyor.

Geçtiğimiz aylarda defalarca vahşet haberlerini duyduğumuz Hindistan’da ise 1953’ten bu yana tecavüz vakalarında yüzde 873 oranında korkunç bir artış kaydedilmiştir. Tecavüz olaylarındaki artış cinayetlerin oranını geride bırakmaktadır.

Ne yazık ki dünya kadın nüfusunun %10’u hayatlarının bir noktasında tecavüze maruz kalıyor.

Her 4 kız çocuğunun biri 18 yaşına gelmeden cinsel istismar veya tecavüzle karşılaşıyor.

Tecavüze uğrayan kadınların %54’ü bunu 18 yaşına gelmeden yaşıyor.

Güney Afrika’da her gün 147 kadın tecavüze uğramaktadır.

Fransa’da her yıl 25.000 kadın tecavüze uğramaktadır.

Türkiye’de her 4 saatte bir tecavüz veya tecavüze yeltenme suçu işlenmektedir.

Bunlar kayıtlara geçen durumlar, vakalar..

Peki ya kayıtlara geçmeyen, geçemeyen, üstü hunharca kapatılan, vahşice katledilen ve ne varlıklarının ne yokluklarının değeri olan kadınlar?

Bu satırlar yazılıp bu düşünceler kelimelere dökülürken bir kadının daha şiddete maruz kalmadığı ya da cinsel istismara uğramadığı dileği ile, kadınların da bir birey bir insan olduğunu dünyaya anlatabilmek ve eşit şartlarda yaşayabilmek uğruna canından olan kadınlarımızın anısına bir kez daha 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Kutlu Olsun!!

Yoksulluk Kaderiniz değil!

Sosyal Gelişim ve Eğitim Derneği SOGED tarafından TC. Avrupa Birliği Bakanlığı, AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığınca yürütülen Gençlik Programı kapsamında ve Avrupa Komisyonu’ndan sağlanan hibeyle gerçekleştirilen Yoksulluk Kaderiniz değil! Projesi  7-14 Ağustos 2012 tarihleri arasında 13 farklı ülkeden 29 katılımcının katılımı ile gerçekleştirilmiştir.

Proje süresince katılımcılar yoksulluk, yoksulluğun nedenleri, sonuçları, yoksullukla mücadelede aktörler ve sorumlulukları, gençlerin rolleri üzerine tartıştılar, aktiviteler uyguladılar. Gerçekleştirilen kültürlerarası aktiviteler ile birbirlerini ve ülkelerini tanıtma ve tanıma fırsatına erişip hoşgörü, saygı ve sevgi içerisinde projemizin hedeflerine ulaştık.

Projenin hedefleri:

1. Katılımcıların yoksulluk, nedenleri-sonuçları ve çözüm yolları üzerine tartışması, beyin fırtınası yapması,

2. Yaratıcı ve kullanılabilir çözüm yolları üretmek ve bunların hayata geçmesi için gerekli çabaları göstermek,

3. İnsan hakları, sosyal dışlanma, eşitsizlik gibi önemli konular üzerine konuşmak ve kaybolan değerlerimizi tekrar kazanmak için neler yapılabileceğini tartışmak,

4. Dünyada yoksulluğun boyutları hakkında konuşmak ve iyi örnekleri tartışmak,

5. İnsan hakları açısından yoksulluğu ve sosyal dışlanmayı düşünmek,

6. Günümüz dünyasında yoksul bir genç olabilmeyi anlamak,

7. Yoksullukla mücadelede özellikle gençler arasında çeşitli sosyal etmenlerin rolünü ve sorumluluğunu öğrenmek ve aktif katılım sağlayabilmeleri için onları böyle sorumluluklar alma konusunda teşvik etmek ve dahil etmek için stratejiler geliştirmek.

Projenin sonucunda katılımcılar;

  • Yoksulluğun nedenlerini kavrayıp sonuçları üzerinde tartıştılar ve empati kurarak günümüz dünyasında yoksul bir genç olabilmeyi anladılar
  • İnsan hakları Evrensel Beyannamesi hakkında bilgi sahibi oldular ve bu beyannameye benzer İnsan Haklarını koruyan diğer sözleşmelerin neler olduğunu öğrenip incelediler.
  • Ayrımcılık, eşitsizlik, sosyal dışlanma kavramlarının ne olduğunu ve bunlarla mücadelede neler yapılması gerektiğini tartışmışlardır.
  • Yoksullukla mücadelede ülkelerin politikalarını öğrenmişler, bireysel kendi üzerlerine düşen görevleri, sivil toplum organizasyonları, siyasi partiler ve hükümetlerin sorumluluklarını tartışmışlardır.

“Bu proje T.C. Avrupa Birliği Bakanlığı, AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığınca (Ulusal Ajans http://www.ua.gov.tr) yürütülen Gençlik Programı kapsamında ve Avrupa Komisyonu’ndan sağlanan hibeyle gerçekleştirilmiştir. Ancak burada yer alan görüşlerden Ulusal Ajans veya Avrupa Komisyonu sorumlu tutulamaz.”

 

 

Yoksulluk Kaderiniz Değil!-Poverty is not your destiny!

YOKSULLUK KADERİNİZ DEĞİL!

2012 yılı yıllık önceliklerinden yola çıkarak yaptığımız araştırmalar sonucunda; Dunya Bankasi verilerine göre, dünyada 1.4 milyar insan açlık sınırında ve açlık sınırı altında yaşamaktadır.(günlük gelir 1.25$) 2000 yılı Eylül ayında 189 ülkenin imzaladığı Binyıl Bildirgesi’ne göre; dünyanın ilk amacı açlığı ve yoksulluğu ortadan kaldırmaktır. Ancak, Binyıl Bildirgesi amacına henüz ulaşamamıştır.

AB Bakanlığı AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı tarafından hibe talebi kabul edilen projemizin bu bilgilerden yola çıkarak oluşturulan amacı; özellikle gençleri, imkanları kısıtlı gençleri projeye dahil ederek onları yoksulluk, insan hakları, sosyal dışlanma, eşitsizlik gibi konularda bilgilendirmek, birlikte çeşitli aktiviteler yaparak problemlerin nedenleri ve sonuçları hakkında tartışmak ve çözüm yolları araştırmaktır. Bu projenin etkisi ile, katılımcılarımızın ve ortaklarımızın yeni projeler yaparak bu konuya ilgi ve dikkatin çekilmesi ve bu konularda daha çok insanın bilgilendirilmesi sağlanacaktır.

Projenin hedefleri şunlardır:

1. Katılımcıların yoksulluk, nedenleri-sonuçları ve çözüm yolları üzerine tartışması, beyin fırtınası yapması,

2. Yaratıcı ve kullanılabilir çözüm yolları üretmek ve bunların hayata geçmesi için gerekli çabaları göstermek,

3. İnsan hakları, sosyal dışlanma, eşitsizlik gibi önemli konular üzerine konuşmak ve kaybolan değerlerimizi tekrar kazanmak için neler yapılabileceğini tartışmak,

4. Dünyada yoksulluğun boyutları hakkında konuşmak ve iyi örnekleri tartışmak,

5. İnsan hakları açısından yoksulluğu ve sosyal dışlanmayı düşünmek,

6. Günümüz dünyasında yoksul bir genç olabilmeyi anlamak,

7. Çeşitli dahil olma stratejileri hakkında beyin fırtınası yapmak, öğrenmek ve tartışmak,

8. Yoksullukla mücadelede özellikle gençler arasında çeşitli sosyal etmenlerin rolünü ve sorumluluğunu öğrenmek ve aktif katılım sağlayabilmeleri için onları böyle sorumluluklar alma konusunda teşvik etmek ve dahil etmek için stratejiler geliştirmek,

9. Yeni ortaklıklar geliştirmek ve kursun ana teması ile bağlantılı yeni gençlik projeleri yaratmak.

Projenin teması: Yoksulluk, İnsan Hakları ve Sosyal Dışlanma’dır.

Yoksulluk küresel bir sorundur ve gün geçtikçe bu sorun kendini daha belli eder şekilde ve yaygın olarak artış göstermektedir. “Yoksulluk kaderiniz değil!” bu konu ile ilgili veya bu duruma maruz kalmış, imkanları kısıtlı katılımcıların ilgi ve ihtiyaçlarını karşılaması ön görmektedir. Dünyadaki yoksulluk oranları, yoksulluğun artış göstermesi, nedenleri-sonuçları, yoksulluğun beraberinde getirdiği sorunlar ve neler yapılması gerektiği, çiğnenen İnsan Hakları, sosyal dışlanma gibi güncel konular katılımcıların yeterliliklerini artıracak, eksiklerini gidermelerine yardımcı olacak, kendi deneyim ve bilgileri ile projeye katkıda bulunarak projenin içeriğinin zenginleşmesini sağlayacaklardır.

Projeye Türkiye dahil 12 ülke katılmaktadır. Bu ülkeler; Türkiye, İtalya, Slovakya, Azerbaycan, Sırbistan, Ürdün, Letonya, Polonya, Ukrayna, Romanya, Makedonya ve Moldova’dır. Her ülkeden 2 katılımcı katılacak, toplamda yurtdışından 22 katılımcı gelecektir. Türkiye’den ise; eğitmen ve destek personeli de dahil olmak üzere 7 kişi katılacak ve projede toplamda 29 kişiden oluşmaktadır. Mersin’den İngilizce bilen 5-6 katılımcı daha projeye dahil olacaktır.

Proje tarihi: 7-14 Ağustos 2012

Proje yeri: Greentower Hotel www.greentowersuite.com

Yoksulluğun Dili, Rengi, Dini Yoktur!

Sosyal Gelişim ve Eğitim Derneği SOGED olarak 1 Şubat 2012 son başvuru tarihli yaptığımız Eylem 3.1 Eğitim Kursu projemiz “Yoksulluk Kaderiniz Değil!” Türk Ulusal Ajansı tarafından kabul edilmiştir.

Yoksulluğun dili, rengi, dini yoktur ve yoksulluk, yeryüzünde yaşayan tüm insanları etkileyen ve gün geçtikçe daha çok insanı etkilemeye devam eden güncel bir konudur. Bu kapsamda, ismi Sosyal Gelişim ve Eğitim Derneği olan SOGED olarak bu sosyal konuya daha fazla duyarsız kalmayarak insanların yoksulluğun boyutları, yaptırımları, etkileri konularında empati kurmalarını sağlayarak ve çeşitli yaygın öğretim yöntemlerini kullanarak bu konudaki duyarlılıklarını artırıp konunun hassasiyetine ulusal ve uluslararası alanda dikkat çekmek istemekteyiz.

11 farklı ülkeden gelecek 30 katılımcı ile 6-14 Ağustos 2012 tarihleri arasında Mersin’de gerçekleştireceğimiz projemize katılmak isteyen herkes davetlidir.

Proje detayları ve irtibat için: info@soged.org

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü

8 Mart, ABD’nin New York kentinde 1857 tarihinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi çalışma koşulları istemiyle bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak polisin işçilere saldırması ve işçilerin fabrikaya kilitlenmesi, arkasından da çıkan yangında işçilerin fabrika önünde kurulan barikatlardan kaçamaması sonucunda çoğu kadın 129 işçi can verdi. İşçilerin cenaze törenine 10.000′i aşkın kişi katıldı.

26-27 Ağustos 1910 tarihinde Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2. Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı)  8 Mart 1857 tarihindeki tekstil fabrikası yangınında ölen kadın işçiler anısına 8 Mart’ın “Internationaler Frauentag” (International Women’s Day – Dünya Kadınlar Günü) olarak anılması önerisini getirildi ve öneri oybirliğiyle kabul edildi.

İlk yıllarda belli bir tarih saptanmamıştı fakat her zaman ilkbaharda anılıyordu. Tarihin 8 Mart olarak saptanışı 1921′de Moskova’da gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda gerçekleşti.Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yılları arasında bazı ülkelerde anılması yasaklanan Dünya Kadınlar Günü, 1960′lı yılların sonunda Amerika Birleşik Devletleri’nde de anılmaya başlanmasıyla daha güçlü bir şekilde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, 16 Aralık 1977 tarihinde 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak anılmasını kabul etti.

Yıllardır kadınlara, kadınların sahip oldukları haklara, toplumlar tarafından maruz kaldıkları yaptırımlara ve gördükleri şiddete dikkat çekmek amacı ile çeşitli gösteri ve eylemler gerçekleştirilmektedir. Ülkemizde, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü de çeşitli eylemler uygulanarak özellikle Kadına Yönelik gerçekleştirilen şiddete dikkat çekmek amacı ile anılmaktadır.

Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre; kadına yönelik şiddet “Cinsiyete dayanan, kadını inciten, ona zarar veren,fiziksel, cinsel, ruhsal hasarlarla sonuçlanma olasılığı bulunan, toplum içerisinde ya da özel yaşamında ona baskı uygulanması ve özgürlüklerinin keyfi olarak kısıtlanmasına neden olan her türlü davranıştır.” şeklinde tanımlanmıştır ve şiddet Fiziksel, Psikolojik ve Cinsel olmak üzere 3′e ayrılmıştır.

Ülkemizde ve Dünya’da en çok rastlanan şiddet türü aile içi şiddettir. Araştırmalara göre; kadınlar eşleri, sevgilileri, eski eşleri/sevgilileri, erkek kardeşleri, babaları tarafından fiziksel, psikolojik ve cinsel şiddete maruz kalmakta, hatta öldürülmektedirler. Ülkemizde, her gün ortalama 4 kadın “namus”  adı altında hunharca, vahşice öldürülmekte ve gerekli kurumlar ve toplum buna kayıtsız kalmaktadır. Kadınlar, en çok gebelik ve yeni doğum yaptıkları dönemde şiddete daha fazla maruz kalmaktadırlar. Öyle ki, 1 Mart 2004 yılında akrabası tarafından tecavüze uğrayıp hamile kalan Güldünya Tören “aile namusuna” leke getirdiği gerekçesi ile öz ağabeyleri tarafından sokak ortasında, üstelik hamile iken, vahşice katledilmiş ve Kadına Yönelik Şiddetin sembol isimlerinden biri olarak tarihteki yerini almıştır. Ancak, Güldünya ve onun gibi cahilce, vahşice hisler besleyen insanların kurbanı olan nice isimsiz kadınımız hala her gün bir şekilde şiddete maruz kalmakta ve bu artan şiddet olaylarına karşılık hala sessiz kalınmaktadır.

Şiddeti önleyecek, ölümlerin önüne geçecek, kadınların ve haklarının gözetileceği günlerin daha fazla masum kadınımızın canına kastedilmeden geleceğini umut ederek tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutlarız.

AB-Türkiye Süreci ve Yurt dışı Fırsatları

Derneğimiz üyesi ve Batman Valiliği Proje Koordinasyon Merkezi Proje Koordinatörü Hasan AÇAN tarafından Batman Üniversitesi öğretim görevlileri ve öğrencileri AB-Türkiye Süreci ve yurt dışı eğitim ve projeleri hakkında bilgilendirmek amacı ile 23 Şubat 2012 Perşembe günü seminer gerçekleştirilmiştir.

Üniversite öğrencileri ve öğretim görevlilerinin ilgi gösterdiği, yerel ve ulusal basına yansıyan bu seminerde AB’nin tarihçesi, kuruluşu, üye ülkeleri, Türkiye ile AB arasındaki ilişkiler ve Türkiye’nin adaylık süreci hakkında gençler bilgilendirildi. Bunun yanı sıra, yurt dışı eğitim olanakları, Work&Travel, Au Pairlik gibi yurt dışı çalışma fırsatları, AB Eğitim ve Gençlik Programları Merkezi Başkanlığı tarafından hibe edilen Hayatboyu Öğrenme Programları ve Gençlik Programları ve bunların alt eylemleri hakkında, öğrencilere, araştırma görevlilerine, doktora öğrencilerine sağlanan burs olanakları ve uluslararası geçerliliği olan sınavlar hakkında bilgilendirilmiştir.

1 Aralık Dünya AIDS Günü

İnsanı AIDS öldürmez ÖNYARGI öldürür
Birleşmiş Milletler Dünya AIDS günü her yıl 1 Aralık’ta kutlanıyor. Bu yıl da Dünya AIDS Günü, umut veren gelişmelere sahne oldu. Mersin Üniversitesi Kamu Yönetimi son sınıf öğrencisi ve Birleşmiş Milletler gönüllüsü Muhammed FATİH’in gönüllü olarak yürüttüğü çabalar sayesinde 1 Aralık Dünya AIDS gününde özellikle üniversite öğrencilerinin bu konuya dikkatleri çekildi. Bir grup gencin de destek verdiği çalışma sonucunda pankartlarla üniversite içerisinde sessiz yürüyüş yapıldı, gençlere cinsel sağlık ile ilgili broşürler dağıtıldı ve radyo programı gerçekleştirildi. Aynı zamanda, Cinsel Sağlık ile ilgili üniversite 1.sınıf öğrencilerine ders veren Muhammed Fatih’in konu ile ilgili görüşleri şu şekildedir:
“Üzülerek söylemek istiyorum ki özellikle Türkiye’de insanlarda önyargı çok güçlü ve tabularını henüz yıkamayan binlerce insan vardır. Ne yazık ki; AIDS ile enfekte olan insanlara hep bir öcü olarak bakıyoruz. Ancak; HIV POZİTİF’in ne olduğunu bilirsek insanlara karşı önyargılarımızdan kurtuluruz. AIDS; aynı tabak-çataldan yemek yemekle, aynı tuvaleti, banyoyu, havluyu kullanmakla, sarılmakla, tokalaşmakla bulaşmaz. AIDS ancak anneden-bebeğe doğum esnasında veya doğum sonrasında emzirme döneminde, kan yolu ile, ortak enjektörün kullanılması ile yolları ve korunmasız cinsel ilişki yolları ile kişiden kişiye bulaşarak yaygınlaşmaktadır. Yaklaşık olarak 5 senedir BİR GENÇLİK HİKAYESİ CİNSEL SAĞLIK ÜREME SAĞLIĞI PROJE savunucusuyum ve Mersin Üniversitesi’nde UYG kapsamında ders vermekteyim. Benim izlenimim; gençlerde özellikle CSÜS konusunda hiçbir bilgilerinin olmadığını ve olan bilgilerin de kulaktan dolma bilgiler olduğudur. İşte benim savunduğum şey CSÜS eğitimi verilmesidir. Artık liselerde bu dersin matematik, tarih gibi önem teşkil etmesi ve gerekli bilgilendirilmelerin ergenlik çağındaki gençlere yapılmasıdır. Sağlık olmadan hayat bir hiçtir ve ne yazık ki “Türk’e bir şey olmaz” mantığı ile kendi sağlığımızı ve sevdiklerimizin hayatını göz göre göre tehlikeye atmaktayız. Bu seneki etkinlikte ilk hedefim 5000 öğrenciye HIV-AIDS ile ilgili anket yapmaktır. Buradaki hedefimiz insanları bilgilendirmek ve öğrencilerin HIV hakkında ne kadar bilgi sahibi olduklarını öğrenmektir. İlk gün yaklaşık olarak 1500 kişi ile anket yaptık ve anket halen devam etmektedir. İnsanları bilgilendirdik, sessiz bir yürüyüş düzenledik, afiş astık. Güzel geçti her sene olduğu gibi umarım insanlar bazı önyargılarını yıkmıştır biraz olsun da.”
Birleşmiş Milletler, AIDS’ten ölümlerin ciddi oranda azaldığını açıkladı. Ancak, hastalıkla ilgili araştırmalara ayrılan bütçelerde görülen azalma uzmanları kaygılandırıyor. Doktorlar, AIDS’in yayılmasını önlemek için daha fazla araştırma yapılması gerektiğine dikkati çekiyor.
Birleşmiş Milletler, son yıllarda AIDS’e yol açan HIV virüsünü yeni kapanların sayısının yüzde 21 oranında azaldığını açıkladı. Bu oran, 1997’de en hızlı artışı yaşayan salgınla mücadelede büyük bir başarı sayılıyor. Yine de her yıl yaklaşık 2 milyon 700 bin kişi HIV virüsü kapıyor. İlaç tedavileri sayesinde, dünyada bu virüsle yaşayan, yani AIDS hastası olduğu halde yaşamına devam eden 34 milyon kişi var.

Aktiviteler

Sosyal Gelişim ve Eğitim Derneği (SOGED); yaş, dil, din, ırk, cinsiyet ayrı gözetmeksizin her yaştan insanın sosyal, kişisel gelişimine katkı sağlayıp çeşitli konularda yaygın öğrenme teknikleri kullanarak eğitim faaliyetlerini gerçekleştiren bir organizasyondur.

Sosyal Gelişim ve Eğitim Derneği’ne üye olarak veya dernek faaliyetlerine gönüllü olarak katılarak aktivitelerde yer alabilirsiniz.

SOGED, yurt dışında gerçekleştirilen projelere ortak olarak Türkiye’den katılımcı göndermektedir. Bilgi için info@soged.org